|
depresif
|
|
| Mesaj sayısı: 145 |
| Kayıt: 07.07.2007 |
Durumu:
|
|
03-09-2007 21:14
Festivaller ve barların grubu ’’Gripin’’, ilk albümleri ’’Hikayeler Anlatıldı’’yı çıkardı
Baş Ağrısına, Diş Ağrısına...
Müzikseverlerin festival ve barlardan tanıdığı Gripin, motivasyon azlığından albüm çıkarmaya karar verdi. Grup, yaptıkları müziği alternatif pop/rock diye tanımlıyor.
Murat Başdoğan, Arda İnceoğlu, Birol Namoğlu, İlker Baliç ve Evren Gülçığ’dan kurulu Gripin, festivallerde ve barlarda karşımıza çıktıktan sonra, bu hikayeleri anlattıkları ilk albümleri ; ’’Hikayeler Anlatıldı’’ ile yola çıktı.
-Uzun zamandır konserler verip ilk kez albüm çıkarmak nasıl bir duygu?
Evren: Hem heyecan, hem korku, hem de inanç var içimizde. Ama artık bu heyecanı yaşamamız gerekiyordu.Bugüne kadar yapılanların üzerine, devam etmek için böyle bir şey olması gerekiyordu.Gerçekten motivasyonumuz azalıyordu ve bu yola girmek tekrar heyecanlanmamıza neden oldu.
-Benim için konserlerle tanınıp daha sonra albüm yapan ve başarılı olan gruplar arasında Duman çok önemli. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz. Sizin çizginiz de acaba öyle mi?
Birol: Duman her şeyi ile önemli. Fazlasıyla sevdiğimiz, yaşadıklarımıza tınılarını, sözlerini ortak ettiğimiz bir grup. Konserlerle tanınmanın avantajı; izleyen ve dinleyenlerle direkt ilişki kurmak, enerji alışverişini yaşamak .Tabii tecrübelenmek de var işin içinde. Ama müzikal açıdan sorarsanız tarzlar arasında fark var. Duman yeni bir şey denemiş ve başarılı olmuş bir grup. Çok sevdiğimiz gibi büyük saygı da duyuyoruz kendilerine.
-Undergound bir ortamdan daha "ticari" bir ortama geçmek müziğinizi etkiler mi acaba?
Evren: Albümdeki tarz alternatif pop-rock. Bugüne kadar o kadar farklı tarzlardan cover’lar yaptık ki, bunu bir yerlerde buluşturmaya çabalarken zorlandık.Çok satmak ya da fazlasıyla popüler olmak hedefinde değiliz. Bununla alakalı kaygılarımız yok. Şöyle bir kaygımız var: Yazdıklarımız ve çaldıklarımız insanların hayatlarında kendisine kullanım alanı bulsun yeter.
-Gripin nasıl kuruldu nasıl birleştiniz bir de bunu merak ediyoruz elbette.
Evren: Birol ile ilk olarak ’96 yılında aynı gruptaydık. Grup dağıldıktan birkaç yıl sonra Cafe Zencefil’de buluşup yeni bir ekiple kaldığımız yerden devam etmeye karar verdik. İlk zamanlarda Murat, İlker ve Arda aramızda değildi. Bir Cumartesi akşamı programa iki saat kala o dönemdeki gitaristimiz ve davulcumuzun "çalmayası" tuttu. Murat aramıza o gece, İlker de yaklaşık bir ay sonra katıldı. En son Arda’nın gelişiyle grup bugünkü halini almış oldu.
-Rock müziğin şu anda Türkiye’deki durumu nasıl sizce. Türkçe rock yapanlar arasında sizin için kaçıncı kuşak demeli? Sizi bu camiadan kimler etkiledi?
Evren: Özellikle son yıllarda eskiye nazaran daha net bir hareketlilik ve çeşitlenme var. Alaturka rocktan nu metale kadar uzanıyor bu çeşitlilik. Fakat dinleyici ve yapımcı sayısı göz önüne alındığında hala batıda bu müziğe verilen önemin yanına bile yaklaşamadığımız aşikar. Sanırım biz 3. kuşağız. Yıllar geçtikçe değerinden hiçbir şey kaybetmeyen parçalara imzalarını atan ve hep mevcut müzik beğenilerinin bir kulaç ilerisinde yüzen Bülent Ortaçgil ve MFÖ’nün, bizim ve sonraki kuşaklar için yeri her zaman çok farklı olacaktır.
-Siz sanırım müziğinizi brit-pop olarak değerlendiriyordunuz. Türkiye’de buna nasıl bir isim vermeliyiz acaba?
Evren: Türkiye’de Türkçe sözlü bir müzik yaparken buna brit-pop demek ne derece doğru olur bilemiyorum. Alternatif pop/rock daha uygun bir tanım olabilir Gripin’in müziği için. Dinamik bir davul ve bas üstüne işlenmiş melodik gitar ve klavye riflerini düşünün. Tüm bu altyapı üstünde gezinen melankoli aroması yüksek vokalleri ekleyin. Şefimiz bu yemeğin yanında Öküzgözü-Boğazkere üzümlerinden yapılmış X marka şarabı tavsiye ediyor.
* Coldplay, Travis gibi grupların Grıpin üzerinde nasıl bir etkisi var?
Evren: Dinlediğimiz her şeyin bir etkisi mutlaka vardır yaptığımız müziğin üstünde. Mozaiğin dibinden baktığımız için genellikle ayrıntılarını görebiliyoruz, çok objektif olamıyoruz. Ama daha uzaktan bakan biri belki daha net konuşabilir. Jeff Buckley, Kemopetrol, Muse, Sneaker Pimps, Turin Brakes’ten tutun E.S.T., Nils Petter Molvaer, Cinematik Orchestra’ya uzanan bir müzik zevkimiz var. Belki yer yer bunlardan biriyle bir ilişkilendirme yapılabilir ama mümkün olduğunca kendi tarzımızı yakaladığımızı düşünüyoruz.
* Anlatılan hikayeler nelerdir? Bitti mi acaba bütün hikayeler? Bitmediyse bize başka neler anlatacaksınız?
Birol: Hikayeler genellikle toplumun hangi seviyesinde olursa olsun adamı hem rezil hem de vezir yapma gücüne sahip ilişkiler ve ilişiktekiler üzerine anlatıldı. Bu kavramlar hiçbir zaman kaybolmayacağı için gücümüz yettiği ölçüde anlatmaya devam edeceğiz.
|