|
meturk
|
|
| Mesaj sayısı: 760 |
| Kayıt: 02.04.2007 |
Durumu:
|
|
24-06-2007 15:17
-Albüme ‘Gece Yolcuları’ ismini koymanız bilinçli bir tercih mi?
Edis: Elbette kendi seçimimiz. Bu albüm, komple bir çalışma. Herhangi bir parçanın ismini vermek pek sıcak gelmedi bize. İleride başlık üzerinden bir konsept üretirsek, isim verebiliriz.
-İlk albümde sözler genellikle Uğur Arslantürk ağırlıklıydı. Bu defa Edis de sahneye çıkıyor. Bu denge, şarkı sözlerine ne derece aksetti?
Uğur: Hepimizin bir anlatım tarzı var. Ama bu tarz, Gece Yolcuları’nın ifadelerine ve “sounduna” uygun olmalı. Hepimiz onun bir rengini temsil ediyorsak sonunda o şarkı benim değil, grubun olmak zorunda.
-Olaya bu kadar bütünsel bakmanız bireyselliği kısıtlamıyor mu?
Uğur: Müzikal durumunuz, kimliğiniz, kişiliğiniz bir noktaya geliyor ve “Ben bir grubun içinde müzik yapacağım.” diyorsunuz. O dili, 13 yıl boyunca öğrendik.
Bülent: Hesapsız kitapsız bir hayal için bir araya gelmiş bir grubuz. İki albümde de yaptığımız aslında dinlemek istediğimiz müzik.
-İkinci albümde çizgileri net, vokalleri oturmuş, daha güçlü bir sound ile karşılaşıyoruz. Sizin için bu albümün anlamı nedir?
Uğur: Kayıt teknolojisi olarak dünya standartlarında bir kayıt masasıyla çalıştık. İstediğimiz aranjmanları daha rahat yapabildik, bu albümde.
Bülent: Geçen eylülden kayıtlara kadar yoğun konserler verdik. Üstümüzdeki ter kurumadan, o heyecanla girdik albüme.
-İlk kez bir “cover” denemesinde bulunup, Semiha Yankı ile özdeşleşen ‘Seninle Bir Dakika’yı yorumladınız. Neden bu parça?
Uğur: 13 yıl albüm yapmaya çalışmış, endüstriyel müziğe karşı müthiş zorluklar yaşamış bir gruptuk ve hayal satmaya çalıştık. O zamanlar, saçımıza kadar karışıp ‘Darbuka koymazsanız olmaz’ gibi zorlamalarda bulundular. Adamlar 50 yıllık hakkını satın alıp, seni perişan edecek anlaşmaya imza attırmaya çalışıyordu. Hiç korkmadan kendi bestelerimizi yaptık. İyi “cover” yapan bir grubuz. Ancak albüme taşımıyorduk. Bu kolaycılıktı. İlhan İrem’den Barış Manço’ya birçok sanatçının şarkılarını konserlerde yorumladık. Semiha Yankı da bunlardan biriydi...
-Parçanın girişinde naiflik, geçişlerde rock sound’u ağır basıyor. Kapanışta ise yaylılara verilen bir ağırlık var. Parçayı bu kadar renklendirmek anlaşılması açısından bir çekince oluşturmadı mı?
Uğur: Bu parçanın senfonik kısma kadar olan tavrını konserlerde aynen çalıyoruz. Parçanın orijinal girişini koyup, üstüne Gece Yolcuları’nın tarzını ekleyelim istedik. Senfonik fikri aşılayan, prodüktörümüz Cem Özkan. Türkiye o kadar tatlı enstrümanlar çıkarmış ki, elimizde müthiş bir sentez alanı var. Sentez müziği amaçlamıyoruz; ama bu enstrümanların albümümüze nasıl konuk olacağını merak ediyorduk.
-Hayat bir dakika için yeterince fırsat verir mi insana?
Edis: Hepimiz bir ömürlük misafiriz. Bir dakika bir ömür olabilir insan için.
Uğur: Kendimi hep bir ömürlük misafir hissettim. O bir dakika da hayat filminin bir parçası. Ömrümün her dakikasına, o bir dakikalık değeri veriyorum. Bunun için de duacıyım.
Bülent: Başka bir hayata göre bizim ömrümüz de bir dakikadır. Bizim hayatımıza göre de ömrü bir dakika olanlar var.
Yasin: Hayat, bir dakikalardan ibaret. Ben bir dakikada müzisyen, bir dakikada bu grubun üyesi oldum.
Murat: Bir dakika, ömrün tamamı demek. Bir dakikada ne yaşamak istiyorsam, ömrümce onu yaşamak isterim. Yeter ki mutlu olayım!
-İlk albümde anlattığınız aşk, çok derin anlamlara sahip değildi. Bu defa ‘Bir dakika siliyor canım, yılların özlemini’, ‘Dünyayı kırık bulmuşum, içinde bir şey yokmuş’ diyorsunuz. Aşkı sunumunuz şekilleniyor mu?
Edis: Çok güzel bir soru bu. Aşk bir kristal gibi. Biz de başka başka yüzlerine bakıyoruz. Mazhar Alanson ‘Yandım’ için “Yanmasaydım, yandım demezdim.” diyor. Biz de bunları yaşamasaydık, gerçek olmazdı.
Uğur: Binlerce yıllık tüketilmemiş bir duygu bu. Yazdıklarımızın hepsi yaşadıklarımız. Mesela ‘Ölüm de Var’, Edis’in askerde, Şırnak’ta, dağın başında yazdığı bir şarkıdır.
-Vokal performansların daha bir biçim kazanması, müzikal genişliğinizin artacağı anlamına mı geliyor?
Uğur: Genişlemeyi kendi çıtalarınız içinde yapmak zorundasınız. İkinci albümde bunun ipuç larını veriyoruz. Her şeyi bırakıp hayalimizin peşinde koşuyoruz. Müziğe bu kadar bağlıysak, Allah’ın özel kullarıyız.
-Bundan 6-7 yıl evvel Bulutsuzluk Özlemi, İdil’de verdiği konserde, yöre halkını ilk kez gece yarısına kadar ayakta tutmuş ve kendisini hiç dinlemediği bir müziğin akışına bırakmasını sağlamıştı. Rock gruplarının kendi ördükleri hapishaneden kurtulmaları bağlamında, Anadolu ayna tuttuğunda ne görüyorsunuz?
Edis: Ben o konserde, asteğmen olarak görevliydim. ‘Sözlerimi Geri Alamam’ı telefonla dinletip ağlamış bir adamım. Artvin ve Ağrı’nın yaylalarında otuz bin kişiye konser verdik. Uşak’ta elektrikler kesikti, gece üçte başlayan konser, sabah beşte bitti. İnsanın kendisi de bir ayna. Biz bunları yaşadık, inşallah başka gruplar da yaşar. Anadolu, onların da ellerini sıkar.
-Bu albümde de prodüktör olarak Cem Özkan ile çalıştınız. Cem’in Rebel Moves’un elemanı olduğunu düşündüğümüzde, akla “Daha deneysel bir çalışma yapılamaz mıydı?” gibi bir soru geliyor?
Bülent: Cem Özkan yıllarca ABD’de yaşayıp rock müzik yaptı. Tabii ki deneysel yönleri de var. Biz nasıl ki Gece Yolcuları’nın müziği için çalışıyorsak, Cem Özkan da bunun için çalıştı.
-Albümün mastering’i Robbie Williams ve Madonna albümlerinden tanıdığımız Tony Cousins tarafından yapıldı. Onun, yaptığınız müziğe yönelik düşüncesi neydi?
Edis: Tony Cousins’e gönderme fikri 20 yaşındaki Hasan Uğur Önder arkadaşımızındı. Coldplay ve Sting’in çalıştığı analog ve dijitali bir arada kullanan kayıt masasını bu albüm için getirttik.
Uğur: Bu titizlikten ötürü albüm gecikti.
-‘Hayat Bilgisi’ dizisinin konsepti, müziğinizle çok iyi örtüştü. Bu tip istekler gelmeye devam ederse, tepkiniz ne olacak?
Edis: Hayat Bilgisi, bizim için önemli viteslerden biriydi. Gani Müjde, insanlarla buluşmamızı sağladı.
Uğur: Biz de Feridun Düzağaç gibi çok da taraftarı olmadık bu işin aslında. Ama ‘Unut Beni’ kullanıldıktan sonra “Bu kadar güzel bir klip olabilir mi?” diye sorduk.
aksiyon- sayı: 591
|