|
mitokondri
|
|
| Mesaj sayısı: 19 |
| Kayıt: 30.04.2007 |
Durumu:
|
|
23-06-2007 22:56
YER ÜSTÜNE ÇIKMA ZAMANI
Son dönemde çıkan gruplara baktığımızda birçoğunun Ankaralı olduğunu görüyoruz. Bu gruplardan biri de bu ay içerisinde ilk albümlerini yayınlayacak olan Çilekeş. Onlar bu albüm için yaşadıkları şehir Ankara’yı geride bırakıp İstanbul’a taşınmışlar. Grubun ismine ve hikayesine bakıp arabesk olduklarını sanmayın, yaptıkları müziği dinleyenler ne demek istendiğini anlamıştır, anlamayanlar da dinleyip göreceklerdir. Metal ve rock arası soundlarıyla bu zamana kadar bu tür müzik çalıp da underground kalmış bir çok grubun yapamadığını başarıp, yer üstüne çıkmaya hazırlanıyorlar.
Sercan Çalışkan
bstp: Albüm yapma fikri nasıl ortaya çıktı, baştan beri var mıydı?
Görkem: Albüm yapma fikri baştan beri vardı, ancak kayıtlara geçene kadar yaklaşık iki buçuk sene geçti. Bu süreyi de konserler vererek, kendimizi geliştirerek geçirdik. Bazı şeyleri öğrendik. Kasım 2002 yılından bu yana zamanımız bir şeyler öğrenerek geçti diyebiliriz kısaca. Mart ayında da albüm kaydı için stüdyoya girdik.
bstp: Kayıtlarda ne aşamadasınız?
Sedat: Bitmek üzere kayıtlar. Davul ve basları bitirdik. Şu an gitar kayıtlarını yapıyoruz. Daha sonra da vokallere geçeceğiz. Bu şekilde son durum...
bstp: Ne kadar zaman geçiriyorsunuz stüdyoda?
Görkem: Şu anda hedeflediğimiz zamanda albüm çıkarmaya odaklandığımız için tüm zamanımızı burada geçiriyoruz.
bstp: Grubun bir araya gelme hikayesi nedir?
Görkem: Üniversite zamanında Anakara’da tanıştık.
Sedat: Biz Ali ile Bursa’dan tanışıyoruz. Kasım itibari ile de ben gruba dahil oldum. Ben zaten İstanbul’daydım.
Ali: Ankara’da bir barda çalmaya başladık. Proje asla bir bar grubu olmak, cover çalmak değildi. Baştan beri sürekli albüme yönelik hareket ettik. O zamanlar pek beste çalınmazdı. Biz ise neredeyse sürekli kendi bestelerimizi çalıyorduk. İlk Kasım 2002’de Ankara’da Limon Bar’da çalmaya başladık. Birçok albümü olan ya da bilinen grubun geçtiği, çaldığı bir bar. Orada kendimizi geliştirdik. O seyirciye çalmak, onlarla çalmak çok şey kattı bize. Mesela; artık her yerde çalınan cover parçalardan ziyade Limon Bar’da canlı olarak dinleyebileceğiniz grupların kendi bestelerini dinleme şansı vardı. Ki o gruplardan biri de bizdik. Oradaki ortam bir bar ortamından çok, bir konser havasında geçiyordu. İnsanlar şarkılarımızı biliyor ve söylüyor... Çok keyifli bir ortamdı bizim için. İki sene kadar orada çaldık. En son kapandı ve hatta biz kapattık.
Görkem: Ankara’nın bizde çok büyük bir yeri olması sadece Ankara çıkışlı bir grup olmamız değil. İlk seyircimizi Ankara’da kazandık ve şehirlerarası yolculuklarımızda bile bizimle birlikte gelmeye başladılar. Bir yandan da grup olmayı Ankara’da öğrendik.
bstp: Çilekeş olarak ödülünüz de var sanırım.
Ali: Fante Genç Yetenekler yarışmasında birinciliğimiz var. Sonrasında işler biraz daha değişmeye başladı. Sonra bizi kapmaya çalıştılar.
bstp: Kimler kapmaya çalıştı sizi? Ne demek bu?
Ali: Büyük ve güçlü plak şirketleri.
Görkem: Yarışmanın sonunda bir albüm sözleşmesi yoktu. Sadece bizim için iyi bir geçiş oldu ve bize yeni kapılar açtı. Birçok şirketle görüşme imkanı sağladı.
bstp: Neden onlardan birini tercih etmediniz?
Ali: Çok büyük şirketlerle görüştük ancak onların bizim hayalimizdeki sound’u yayınlayacaklarına inanmadık. Her şeyin kendi istediğimiz gibi, hayallerimizdeki gibi olmasını istedik. Şu anda doğru yerdeyiz. Geriye dönük baktığımızda da aklımızda kalan bir durun söz konusu değil. Bir de bir yarışma olduğu zaman, basına yansısın ya da yansımasın, o büyük şirketler o isimleri kapmaya çalışıyorlar. Belki bir sene bekletecekler, belki iki sene, üç sene ama sonunda kendi istedikleri sound’u çıkaracaklardı. Bu yüzden de hiçbir teklife olumlu cevap vermedik.
Cumhur: Geri dönük baktığımızda kimse pişmanlık duymayacak.
bstp: 2004’te 17 şehirden oluşan bir turneye çıktınız, daha bir albüm çıkarmadan birçok şehirde konser verme şansınız oldu. Uzun süre Ankara’da çalmış, böyle bir turneye çıkmış bir grup olarak özellikle İstanbul seyircisi ile ne gibi farklar var.
Ali: İstanbul dışında diğer şehirlerde çalmak daha keyifli çünkü sürekli organizasyon olmadığı için insanlar eğlenmeye geliyorlar oraya. İstanbul’da zaten her gün bir organizasyon var ve buradaki insanlar biraz daha bu konserlere doymuş durumdalar.
Cumhur: Anadolu’da, ki buna Ankara’yı da dahil etmek yanlış olmaz, kıyaslama olanakları çok olmadığı için insanlar gerçekten eğlenmeye geliyorlar ve eğleniyorlar da.
Görkem: Ankara’da ki gruplar sanırım çok imkan olmadığı için bu işe iyi sarılıyorlar. Son dönemde de bunu doğrular nitelik’te Ankara’dan bir sürü iyi grup çıktı. Bundan 10 sene önce de İstanbul’da bu kalitede gruplar vardı -daha dar bir kitleye de hitap etseler. Son yıllarda Türkiye’de rock çok daha geniş kitlelere yayıldı ve bu yüzden de Ankara’dan bir sürü grup çıktı. Böyle bir potansiyeli zaten vardı. Enteresan gruplar çıkarabilen bir şehir Ankara.
Ali: Cover’ladığımız parçalar İstanbul’da hep çalınmayan parçalardı. İstanbul’da barlarda her tür müzik yapılıyor görünse de bizim yaptığımız müziğin pek çalındığını söyleyemem. Ankara’nın merkezden uzak olması da grupları ticari olmaktan uzaklaştırıyor ve gruplar kendi müziklerini icra etmeye yoğunlaşıyorlar. Bir de büyük gibi görünse de Ankara’da beş altı tane bar, beş altı tane stüdyo var ve insanlar bir şekilde birbirlerini tanıyorlar. Bu şekilde de insanlar çok kısa bir sürede kaynaşabiliyorlar.
bstp: Peki şu an müzik dışında yaptığınız şeyler var mı?
Cumhur: Ben psikoloğum.
Ali: Boş geziyorum.
Görkem: Ben konservatuvarda keman okuyorum.
Sedat: Ben Galatasary ITM’de Ses Mühendisliği okuyorum.
Ali: Ben de Fransızca okuyorum ama yalan.
Görkem: Şu an kampa girmiş durumdayız. Hayatlarımızı durdurduk diyebilirim. Ankara’dan İstanbul’a taşınmamızın tek sebebi bu albümü çıkarmaktı. Okullarımızı orada bırakıp geldik.
bstp: Albümünüz çıktıktan sonra Ankara’ya dönecek misiniz?
Ali: Sadece bir albüm ile işimiz bitse Ankara’ya dönmeyi düşünürdük ancak bu albümün iyi bir şekilde, iyi imkanlarla çok daha geniş kitlelere ulaşmasını istiyoruz.
bstp: Yaptığınız müziği bir türe koymanız gerekirse nedir?
Ali: Biz tarzımız şu demekten kaçınıyoruz. İnsanların müziğimizi önyargı ile dinlemelerini istemiyoruz.
Cumhur: Neredeyse metal müziğe yakın, sert bir sound’a sahip ve şu zamana kadar Türkçe sözlü böyle bir müzik yapılmadı, yapılanlar da underground kaldı.
Görkem: Gerçekten kendimizi geliştirip, çok fazla geliştirip, bu işin ustası olduğumuz zaman prograssive rock diyebiliriz. İnşallah o günleri görebiliriz.
bstp: Sizin etkilendiğiniz isimler var mı? Kimleri dinliyorsunuz?
Görkem: Şu sıralar pek fazla bir şey dinleyemiyoruz açıkcası.
Ali: Dün hatta konuştuk bu konuyu, acaba istediğimiz işi mi yapıyoruz diye. Tabii o öyle ama bir yandan da yıllardır biriken bir şeyler var ve onların bir şekilde atılması gerekiyordu. O yüzden gerçekten keyfimiz çok yerinde, sonunda istediğimiz oluyor. Şu an böyle bir moddayız ama seneye işler biraz daha farklı olacak. Ayrıca bu bir şeylere özenmek olarak da algılanmamalı.
bstp: Grubun ismi neden Çilekeş?
Görkem: Başımıza gelecek olanları en başından beri tahmin edebiliyorduk. O yüzden de ismini Çilekeş koyduk diyebiliriz. Aslında bir anda Ali’nin aklına böyle bir fikir geldi ve neden olmasın dedik. Zamanla da doğru bir isim seçtğimizi gördük.
Ali: İlk duyduğunuzda enteresan geliyor olabilir ama sonra alışıyorsunuz.
Görkem: Kesinlikle arabesk bir durum söz konusu değil. Bir yandan da albümü çıkarabilmek için çok da kolay yollardan geçmedik. En başta bu albümü çıkarabilmek için Ankara’dan İstanbul’a geldik.
bstp: Albümünüz daha önce Kurban, Direc-t gibi isimlerin de albümünü yayınlayan On-Air’den çıkacak. On-Air ile nasıl bir araya geldiniz?
Cumhur: Bu aslında biraz da bizim şansımız sayesinde gerçekleşti diyebiliriz. Çıktığımız Türkiye turunu Fil Yapım yapıyordu. Pasaj Müzik ve Fil Yapım tek bir şirket zaten. Turneden sonra On-Air ve Pasaj Müzik bir ortaklığa girdi. Turneden de bir irtibatımız olduğu için böyle bir tanılıklık oldu ve projeye girildi.
bstp: Albüm çıktıktan sonra neler var planlarınız arasında?
Sedat: Albüm çıkar çıkmaz hemen bu ay içerisinde bir takım konserler olacak. Onun ardında da bir turne var. 18 Mayıs’ta Cemal Reşit Rey’de bir konser var.
bstp: Son dönemde çıkan ve daha eski grupları düşündüğünüzde sizin beğendiğiniz Türk gruplar var mı?
Ali: Mor ve Ötesi’ni çok seviyoruz ve onlar gerçekten de bize çok yardımcı oldular, müzikal olarak aynı sound’a sahip olmasak da. Çok büyük emekleri geçmiştir bize. Eskilerden Ünlü var örneğin Aylin Aslım’ı, Şebnem Ferah’ı seviyoruz.
bstp: Bu aralar stüdyoya gelip gitmek dışında neler yapıyorsunuz?
Ali: Evden stüdyoya, stüdyodan eve şeklinde bir hayatımız var. Asosyal bir hayat sürüyoruz.
Görkem: Şu anda kamp ortamında gibiyiz. Bu aralar müzik dışında yaptığımız tek şey neredeyse sadece playstation oynamak diyebiliriz.
bstp: Albümün ismini de söyleyin bitirelim isterseniz.
Görkem: Yok, henüz yok (gülüyorlar). "Y.O.K." yarışmada ödül alan parçanın ismi.
|