|
meturk
|
|
| Mesaj sayısı: 760 |
| Kayıt: 02.04.2007 |
Durumu:
|
|
25-12-2007 11:41
Dondurulmuş aşklar albümü
Dinleyicilerin hep ’düş’le andığı Murat Yılmazyıldırım, bu kez dondurulmuş aşklardan söz ediyor. ’00’de Aşk Başkadır’ adlı albümünü yayınlayan sanatçının müzikseverlere bir de müjdesi var: Yurtdışında kaydettiği ve yıllardır yayınlanamayan albümler gün yüzüne çıkıyor. 12 albüm ekimde piyasada olacak.
Herkes küresel ısınmayı konuşurken o, sıfır derecede aşkı sorguluyor. Murat Yılmazyıldırım, son albümü "0°’de Aşk Başkadır" ile (Ada Müzik) düş resimleri sergisine yeni bir eserini daha ekledi. Sokakta, otobüste ya da herhangi bir yerde karşınıza tebessüm eden çehresiyle çıkabilir Yılmazyıldırım. Kolay algılanmayan, felsefi altyapısı yüklü, kendine has ses dünyasına sahip bir sanatçı olsa da, onu anlamaya çalışanların sayısı hiç de az değil. Bir kesim, müziğine ’azınlık müziği’ gözüyle de baksa, o azınlıkta olmayı istemiyor ve müzikteki aşırı kirliliğin gerçek müzik yapanları azınlığa ittiğini söylüyor. murat Yılmazyıldırım’ı çoğu müziksever ’Düş Sokağı Sakini’ olarak tanımlasa da o, ’Düşlerin Ressamı’nı tercih ediyor. Düş Sokağı Sakinleri’nin dağılması ile ilgili sorular ve yorumlar da çok üzmüş sanatçıyı. Bakırköy’de yalnız yaşadığı dairesinde her günü üç kişi gibi yaşıyor. Müzisyen, ressam ve yazar... Sanatçının en büyük arzusu ise yurtdışında kaydettiği 12 albümünü sevenleriyle buluşturabilmek. Murat Yılmazyıldırım ile içinde kendini yapayalnız hissettiği dünyayı, düşlerini ve müziğini konuştuk.
’Düş’ hep sizinle anıldı. Ama hayatınıza neden bu kadar nüfuz ettiği sorgulanmadı. Biz soralım...
Düşün benim hayatımda bu kadar söz sahibi olmasının nedeni, gerçek dünyadan götürülmesi gereken noktanın aslında öbür dünya olduğunu bilmemdir. Ben düşler kuruyorum, düşler adına şarkılar yapıyorum; ama hiçbir zaman realitemi kaybetmiyorum. Gerçekler insanı hep üzer; düşte böyle bir şey yoktur. Sonsuzluk benim için hayattaki en büyük sembol. Arınmak için düşleri tercih ediyorum.
Ürettiklerinizi algılamak kolay olmuyor. Bu yüzden müziğiniz bir azınlık müziği olarak nitelendiriliyor. Bunu siz mi tercih ediyorsunuz?
Bu insana göre değişir. Dinleyici, sürekli aynı tip müziklere alışmışsa, araştırmadan yaşıyorsa; benim yaptığım ’azınlık müziği’ olur o zaman. 60’lı yıllarda insanlar çok kaliteli müzik dinliyorlardı. Bir sürü grup vardı. Şimdi bakıyorsunuz müzik berbat, sözlerin içi boş. Bunun için nasıl bir organize teşkilat kurulmuş bilmiyorum. Beş yaşındaki çocuğun eline silah veremezsiniz. Ama beş yaşındaki çocuk bu kötü müzikleri dinleyerek kirlenir zaten. Günümüzde müziğin içeriği aşkı bile rencide eden belden aşağı muhabbetle dolu. Bu nedenle azınlıktayız. Ama ben azınlıkta olmak istemem. Tam tersi olmalı. Onlar dünyayı kirletiyorlar. Sonra biz de bunları konuşuyoruz. Bir de doğru dinleyicilerle beraber yol almak insan için en büyük zenginliktir diye düşünüyorum.
Bu albümünüzde de yoğun olarak hissedilen bir değişim arzusu var...
Var oluşla ilgili olan bir şey bu. Fıtratımdan gelen bir arzu. Ben her zaman bana böyle bir kimlik kazandırdığı için Allah’a şükranlarımı sundum. Yazdığım, çizdiğim ve yaptığım her şeyi O’na borçluyum. Bu değişim olurken ve yaşarken bir taraftan da bunun acısını çekiyorum. Eserlerimle bunu dile getirmek beni daha çok yalnızlaştırıyor. Bu çok acı bir şey.
Her sanatçının kendine örnek aldığı bir sanatçı vardır. Ama sizin ağzınızdan bugüne kadar bir isim çıkmadı...
Hayatım boyunca sevdiğim insanlar oldu; ama örnek aldıklarım olmadı. Bu kendini bilmekle alakalı olan bir şey. Kendi kulluğunu başkalarının kulluğu üzerinde kullanmaya çalışanların etkisinde kalmayan biriyim. Sadece Allah’ın kuluyum. O’nun bana verdikleri de zaten ben olmam için yeterli.
Sohbetin başında apolitik olmadığınızı söylediniz. Sizin siyasi görüşünüz de hep merak konusudur...
Hayatım boyunca siyasete hiç sıcak bakmadım. Politika sadece insanları kullanmak adına yapılan hareketler bütünü bence. Akıllı insanları yönlendiremezsiniz. Keşke insanlar bir kere hiçbir partiye oy vermeseler sandıklardan sıfır oy çıksa. Şu andakinden durum çok iyi olur. O zaman ülkemiz gerçekten güzel bir yol çizebilir kendine. Ama ilk önce toplumu düzeltmek lazım.
Bir şehir efsanesi gerçek oluyor
"Dinleyicilerimin yıllardır merak ettiği bir şey var. Yurtdışında kaydettiğim ve hâlâ yayınlanmayan albümlerimin ahvali. Bu albümlerin bugüne kadar yayınlanamamasının nedeni, plak şirketleriyle yaşadığım sıkıntılardı. Bir hafta sonra yeni albüm kaydı için stüdyoya gireceğim. Bu kayıttan sonra, yıllardır dinleyicisini bekleyen bu çalışmalar gün yüzüne çıkacak. Diyebilirim ki, Murat Yılmazyıldırım’ı ve müziğini asıl anlatan eserler bunlar olacak. Benim için de çok farklı çalışmalar bunlar. Gerçekten her şeyi ile kendimi bulduğum müzikler..."
Zaman - Ali Pektaş ( 22 Temmuz 2007)
|