E-Posta:  
Şifreniz: Beni hatırla
.
  Arama
   
.
  Son 10 Üye
  » starfish
  » me_rock_et
  » Zombi
  » sepulturist
  » rock_celipon
  » Rewind
  » watain
  » ozankutlu
  » kingrocksijen
.
  Son 10 Başlık
» Duman ne zaman Ankara'ya gelecek?

» metal-rap (cry)

» Metallica Tribute (Londra / İngiltere) Türkiye Turu

» gece

» Odanızın duvarında hangi posterler asılı?

» İnsan Hakları için Harekete Geç - Gevende Konseri

» Güldünya Şarkıları - Kadına Şiddete Son

» Rammstein Logosunu Hakkında...

» 2009 yazında RAMMSTEIN albümü çıkıyor!

» Alice Cooper bir korku filminde rol alıyor

.

Bölüm » Buz
 • Buz - Blue Jean Röportajı
Mesaj sayısı: 765
Kayıt: 02.04.2007
Durumu: Offline
20-12-2007 00:53
Güzel bir dönemde albüm çıkardınız, rock müzik Türkiye’de altın çağını yaşıyor. 2002’de bir cover grubu olarak kurulduğunuzda bu günleri göreceğinizi tahmin etmiş miydiniz?

-Aslında biz ilk kurulduğumuz günkü isteğimizi gerçekleştirdik. Bir albüm yapmak hepimizin isteğiydi. Ama bunu yapmak için bazı şeylerin oturması gerekiyor, biraz da zaman gerekiyor. Bedroom olarak barda çalma sebebimiz de beraber çalmak, birlikte çalma tecrübemizi geliştirmek, birbirimize iyice hâkim olmak içindi. Son bir- bir buçuk yılda albüm çalışmalarına başladık.

Grubun kurucuları kimler? Birbirinizi nasıl buldunuz?

-Grubun kurucuları Özer ve Emre sayılır. Daha doğrusu ilan veren ilk onlardı.

Nasıl yani?
-Emre: Birbirimizle ilk karşılaşmamız internet sayesinde oldu. İlan vermişti Özer, grupta çalacak arkadaşlar arıyordu, ben ilana cevap vermiştim, o şekilde tanıştık. Fakat ilk kurulduğunda başka elemanlar vardı, daha sonra onlarla anlaşamadık ve bir değişiklik oldu, Tercan ve Cem’le çalışmalara başladık.

Sizi Bedroom olarak tanıyordu insanlar. Ben isim olarak "Bedroom"un hikâyesini merak ediyorum.

-Emre: Bedroom aslında kendini iyi ifade eden bir isimdi. Benim için durum şu: hayatımın çoğunu yatak odanda geçiririm. Sevgilim olduğu zaman orada, televizyonum orada, bilgisayarım orada. Yani hayatımın çoğu orada geçiyor. Orada tamamen kendimim yani. Sahne de öyle. Yatak odasında nasılsak sahnede de o kadar rahatız. O yüzden adımız Bedroom’du. Fakat albüm projesinde adımızı Buz olarak değiştirdik.

Albümünüzün prodüktörü Tarkan Gözübüyük. Nasıl katıldı bu projeye?
-Tarkan bizim en çok güveneceğimiz arkadaşlarımızdan biri bizim için. Müzik tecrübesine ve vizyonuna çok güveniyoruz. Bizim de vizyonumuzu çok fazla değiştirdi. Demo kayıtlarından başlayarak albüm kayıtları esnasında da çok şey değiştirdi Tarkan. Sihirbaz gibi bir insan, o herhangi bir insan değil bizim için.

Sizi değiştirdi diyebilir miyiz?

-Tabii ancak bu değişim aynı zamanda insanların kişisel değişimi ille de alakalı. Tarkan adına konuşmak gibi olmasın ama o inanmadığı bir işe girecek bir insan değil. İnandığı işlerde de zaten görüyoruz başarılı oluyor. Bu onun tamamen müzikten anlayıp inandığı işleri sonuna kadar desteklemesi ile ilgili bir durum. Grupların eksiklerini görüp bunları iyice analiz edip iyi önerilerde bulunabiliyor.

Size neler kattı?

-Bir kere grup olma bilincini çok iyi aşıladı, grup olmak ne demektir, şimdi daha iyi kavradığımızı düşünüyoruz. Benim şarkı söylemem değişti. Daha fazla yorum katmaya başladım şarkılara, prozodisine dikkat etmeye başladım şarkıların, daha anlaşılır okuyorum artık. Onun haricinde müzik dinleyicisi olarak da çok şey değişti bizim için. Yeni gruplar duyduk Tarkan’la birlikte.

Her gruba lazım bir adam galiba Tarkan Gözübüyük...

-Kesinlikle... Prodüktör kelimesi zayıf bir sıfat kalıyor onu tanımlamak için. Sadece bu sözcükle sınırlamamak lazım. Grubun dostu her şeyden önce. Yardımcısı, yol göstericisi, hatta bir numaralı fanı!
Sözler kime ait? "Şarkılar hepimizin malıdır" anlayışı mı hâkim sizde?

Emre: Aslında öyle ama tabii ki 4 kişi bir araya gelip yazmıyoruz. 4 kişi birlikte yaptığımız şarkılar da var ama genelde benim yazdığım sözler üzerinde çalışıyoruz. Ama sonuçta hepimizin ortak malıdır şarkılar. "Sözleri ben yazdım işte bu yüzden grupta en çok konuşan adam benim" gibi bir durum söz konusu değil. Hepimizin ortak fikri bu.

Doğru, grup çatışmalarını çoğu zaman bu "söz müzik kime ait" meseleleri doğurabiliyor. Anladığım kadarıyla siz bu evreyi geçmişsiniz. Fakat sözlerinizde yoğun bir umutsuzluk, hayata karşı umutsuz bir bakış var. Bunun sebebi nedir?

-Biz biraz öyle görüyoruz hayatı. Adımızın buz olmasının da en büyük sebeplerinden biri de bu. Bir şeyler görüp, bir şeyler fark ettikten sonra adını Buz koyduk.

Peki umutsuz olmak için biraz erken değil mi?

-Bu yaşla ilgili bir şey değil, hayat böyle. Bizim başımızdan geçen olaylar pek parlak olaylar değil açıkçası. Kişisel hayatımızda yaşadığımız sorunlarımız ister istemez yansıyor müziğimize. Yazmadan, müzik yapmadan duramıyoruz zaten. Ama son şarkımız hiç de umutsuz değil mesela. Tam tersini söylüyoruz. Albümün geneline bakacak olursak ilk şarkıda başlayan karamsar hava sonlara doğru yumuşuyor, şarkılar majörleşiyor. Biraz daha mutlu melodiler var sonlara doğru. Aslında demek istediğimiz şey şu, durumlar böyle ama biz umudumuzu kaybetmedik.

Neler dinlersiniz?

-Perfect Circle, Tool, Pearl Jam, Alice in Chains, Soundgarden, Nirvana yani genelde 90’larda piyasada yer edinmiş Amerikan grupları, Seattle tayfası favorimiz. Tabii bunun haricinde şahsi olarak dinlediklerimiz cazdan trip hop’a kadar farklılaşabiliyor.

Peki, Buz isminin hikâyesi nedir?


-Özer: Buz aslında çok sert bir cisim olarak algılansa da aslında sudan oluşan bir madde. Özünde hiçbir şekilde sertlik olmayan aksine hayat veren bir madde olarak düşünülebilir ama dışarıdan gelen etkilerle birlikte sertleşiyor. Kendinden kaynaklanmayan etkilerden dolayı bir şekilde faz değiştiriyor. Açıkçası çok iyi çaldığımıza inanıyorum ama yeteri kadar takdir edilmedik. Bu anlamda bütün birikimlerimiz de şarkı sözlerine yansıyor tabii. Biz iyi bir şeyler yapıyorduk ama az kişiye çalıyorduk. İnsanlar bunu görmüyorlardı. Belki görmeleri için illa kaydedilmiş bir şey olması gerekiyordu o da albüm oldu zaten. Bedroom’duk, Buz’a döndük dolayısıyla bir tavır var artık. Albümün ismi de senin eserin. Artık bir tavır, bir duruş var.

Yani "senin eserin" burada kötü bir şey demek oluyor galiba...

-İki uçlu bir laf aslında, kötü anlamak isteyen gayet rahat kötü anlayabilir işte "her şey sizin yüzünüzden oldu" vs. gibi. Ama bizimle paralel düşünen insanlar varsa da "bütün bunlar sizin sayenizde oldu" diyerek bunu bir teşekkür anlamında da kabul edilebilir iki ucu açık yani.
Bedroom zamanında da az ama öz bir kitlemiz vardı. Hiçbir zaman popüler şarkılara, insanların istediği şarkılara değil de kendi sevdiklerimizi cover’lamaya yöneldik. O yüzden büyük kalabalıklar gelmiyordu bizi dinlemeye ama iyi müzik dinlemek isteyen öz bir kitlemiz vardı. Pek insanların bilmediği şarkılardı çaldıklarımız. Açıkçası öyle herkese hitap etmek gibi bir derdimiz de yoktu. Çok insana hitap etmek isteseydik biz de popüler şarkılar çalardık.

Az ve öz kitleden memnun olan çok grup yoktur herhalde...


-Cover projesi yaparken de her zaman kendi sevdiğimiz, çalmaktan zevk aldığımız şarkıları tercih ettik. Tabii bu herkesin hoşuna gitmiyor. Çoğu şarkıları insanlar bilmiyordu bile. Kendi isteklerimizi ön planda tutmak daha doğru bir hareketti. Sonuçta bilinen parçaları yapıp kalabalık toplamak zor değil. Biz olduğumuz gibi, istediğimiz gibi davrandık.

Barda uzun zaman çalan müzisyenleri bu hayat genelde yorar. Siz sıkılmamış mıydınız barlarda çalmaktan?

-Yorulurlar çünkü senelerdir aynı şarkıları çalıyorlar, istedikleri şarkıları çalmıyorlar ki. Biz bunu bir iş gibi görmüyorduk. Sonuçta sevdiğimiz şarkıları, birlikte çalma tecrübemiz artsın diye çalıyorduk. Dolayısıyla barda çalmaktan çok keyif alıyorduk. İki haftada bir şarkı ekliyorduk, dinamik bir playlistimiz vardı. Tabii ki kalabalığa çalmak önemli bir şey ve daha keyifli ama o kalabalığı oraya getirebilmek ve bir arada tutmak için onların istediği ve bizim de hiçbir zaman çalmayacağımız şarkıları toplamak demekti.

Bu albümde farklı teknolojik bir durum da var. Bunu biraz açalım...


-Bu albüm Türkiye’deki ilk multimedya albüm. Belki de dünyadaki ilk. Albümü alıp bilgisayara koyduğunuz zaman bir pencere açılıyor. Orada bir mikser var. Davul bas gitar ve vokal olarak ayrı ayrı kanallarda tek tek kısılıp açılabiliyor, dinleyiciler şarkıları istedikleri gibi miksleyebiliyorlar.

Blue Jean




Cevap Yaz

Cevap yazabilmek için üye girişi yapmalısınız.
 


 
  rockturk.com © 2006  

# A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P Q R S Ş T U Ü V W X Y Z

# A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P Q R S Ş T U Ü V W X Y Z